Veri hedeflemesinin ve analizlerinin yükselişiyle birlikte günümüzde reklamcılığın evrimleşme aşamasında olduğunu söyleyebiliriz. Artık markalar ulaşmak istedikleri hedef kitlelere, hedef kitlelerin özelliklerine ve davranış şekillerine göre reklam gösterimi yapabiliyorlar. Onları, istedikleri yerde ve istedikleri zamanda, istedikleri mesajı vererek harekete geçirebiliyorlar. Sistemler ve alt yapılar bu kadar gelişmişken markaların hedef kitlelerine ulaşamamaları söz konusu bile olmuyor. Ancak gözden kaçırdığımız bir nokta var: Veri kullanımı tek başına hedef kitleyi etkileme noktasında yeterli mi?

Kimileri yeterli olduğundan bahsedebilir. Yapılan pek çok yorumdan ve araştırmadan görüyoruz ki veri hedeflemesi tek başına yeterli olmuyor. Her ne kadar hedef kitlenin davranışlarına göre bir strateji izlense de duygulara hitap edilemediği zaman markayla hedef kitle arasında bir bağ kopukluğu yaşanıyor.

Tam da bu noktada “yaratıcılık” dediğimiz kavram, konunun merkezindeki yerini alıyor. Elbette verileri anlamlandırmak ve hedef kitlenin davranışlarını yorumlamak önemli. Fakat gözden kaçırdığımız bir gerçek var: Hedef kitle ile duygusal bağ kurmayan reklamlar, ne yazık ki sınıfta kalıyor.

Teknolojinin gelişimi davranışları büyük ölçüde değiştiriyor ancak duygular, davranışlar kadar hızlı değişmiyor. Örnek vermek gerekirse; siz X markasını çocukluğunuzdan beri seviyor ve tüketiyorsunuz. Çocukluğunuzdan bu yana pek çok şey değişti. Dijital medya platformları hayatınıza girdi. Artık televizyon izlemek yerine elinizdeki ekranlarda dizi izlemeye başladınız. Markanızın ürününü mağazaya gidip almak yerine online satış sitesinden almaya karar veriyorsunuz. Çünkü mağazaya gidip almaktansa online satış sitesinden almak çok daha kolay. Davranışlarınız şekil değiştirdi ancak markaya olan duygularınız hala çocukluğunuzdaki gibi.

Yani sadece davranış değişikliğinizi merkeze alan stratejilerle yaratıcılıktan uzak, duygularınızı önemsemeyen reklamlar ne yazık ki geçmişte olduğu gibi bugün de geride kalacak.

Doğru verilerin, analizlerin etrafında şekillenerek hedef kitlesinin kalbine dokunan, harekete geçiren, kuralları değiştirerek yeniliğin peşinden giden reklamlar ve markalar her zaman krallıklarını koruyacak.

O nedenle yaratıcılığı ve veriyi birbirinden ayrı düşünmek yanlış olur. İkisi arasında iyi bir denge kurmak gerekiyor. Artık veri tek başına yeterli değil. Yaratıcılık da. Verileri doğru yaratıcılıkla buluşturarak ilerlemek, en doğru yol.

İzel Öztürk

Show Full Content
Previous Programatik Kreatif vs Dinamik Kreatif Optimizasyonu
Next 2018 En İyi Tasarım Araçları
Close

NEXT STORY

Close

Omni Channel Pazarlama

Aralık 21, 2018
Close