UX Tasarımınızı Miller Kanunu İle Mükemmelleştirin

Konuya girmeden önce bu yazımızda nelerden bahsetmek istediğimize dair kısa bir bilgi verelim. Tam olarak Miller Kanunu ile UX tasarımının bir araya gelerek, en iyi şekilde nasıl kullanılabileceğinden bahsedeceğiz. Miller Kanunu ile daha önce hiç karşılaşmamış olmanız muhtemel. O nedenle yazımıza, Miller Kanunu’nun ne olduğunu kısaca anlatarak giriş yapmak istiyoruz.

Miller Kanunu Nedir?

Miller Kanunu, ya da Sihirli Sayı Yedi, Artı Eksi İki bilişsel psikolog George Miller tarafından ortaya atılmış bir teoremdir. 1956 yılında Psychological Review dergisinde yayımlanmıştır. Bir insanın çalışan belleğinde tutabileceği nesne sayısına odaklanır. Bellekte tutulabilecek nesne sayısını da 7 ± 2 olarak belirler.

Miller’e göre bir insanın kısa süreli belleğinde geri çağırabileceği öge sayısı sınırlıdır. Yani 7 ± 2’dir. Bu ögeler, sayılar ve kelimeler olabileceği gibi birbiriyle ilişkili bilgi grupları da olabilir. İnsanın belleği, bilgiyi alırken gruplar. Birbiriyle ilgili bilgiler bellekte gruplanmanın ardından bir bütün olarak algılanır. Örneğin; 789654236 sayısı bir bütün olarak belleğe alınmaya çalışılırsa bellek kapasitesi aşılır ve zorlanma yaşanır. Bunun yerine 789, 654, 236 şeklinde 3 grup halinde belleğe alınırsa bu bilgi çalışan bellekte işlenebilir.

Bellek kapasitesinin aşılması durumunda, insan daha fazla hata yapmaya başlar ve bellekte  bilgiyi işleyemez.

Örneğin bir ürününüz var ve bu ürünü müşterinize satmayı amaçlıyorsunuz. İlk etapta ürüne dair müşterinize alması gerektiğinden fazla bilgi verirseniz belleğin kapasitesi aşılır ve bellek ürüne dair yeni bilgileri işleyemez hale gelir. Bu süreçte tekrar eden kelimeler ve vurgulanan sözcükler kullanırsanız daha başarılı ve olumlu sonuçlar elde edersiniz.

Bu girişten sonra yavaş yavaş Miller Kanunu’nun UX süreçlerine nasıl uygulanması gerektiğine bakalım.

Birinci Aşama

Başlamadan önce vereceğimiz talimatları iyice okuyun.

Bir kalem ve kâğıt alın.

Bu alıştırmamız, hafızanızda tutacağınız kelimeleri geriye çağırma aşamasıdır.

Aşağıdaki verdiğimiz kelime listesine ezberlemeye çalışın. Ancak kelimeleri hiçbir şekilde not etmeyin. Sadece okuyup geçin. Yalnızca 1 dakika içinde bu eylemi gerçekleştirin. Dur yazsını görene kadar devam edin. Ardından ikinci aşamayı okuyun.

DUR!

İkinci Aşama

Şimdi yukarıdaki listeden aklınızda kalan kelimeleri kâğıda not edin. Aman dikkat! Not ederken yukarıdaki listeye sakın geri dönmeyin. Yalnızca hatırladığınız kelimeleri yazmaya çalışın. Eğer listeye bakarsanız tüm alıştırma çöp olur. Kelimeleri yazdıktan sonra listeye geri dönün. Kaç adet doğru kelime yazdığınızın kontrolünü yapın.

Kelimelerin 5’ini ya da 9’unu doğru hatırlıyorsanız bu Miller Kanunu için doğru yerde olduğunuzu gösterir.

Miller Kanunu, sadece günlük yaşamda değil aynı zamanda ürün tasarımı ve UX için de mükemmel veriler oluşturur. Ve verilerin çıktılarına göre UX süreçleri geliştirilirse mükemmellik yakalanır. Çünkü Miller Kanunu’nun UX tasarımı üzerinde büyük etkileri vardır.

Yazımızın en başında da bahsettiğimiz gibi Miller Kanunu, insan belleğinin 7 artı ve eksi 2’si kadar bilgi aldığını söyler. Bellek bilgileri gruplayarak çalıştırır. Bütünü bir anda sindiremez. Sindirmeye çalıştığı anda hata yapmaya başlar. Bu nedenle bellek, bilgileri organize ederek algılar ve işler. Bilgi organizasyonu da UX süreçleri için kritik bir konumdadır ve UX’in ayrılmaz, temel bir parçasıdır.

Önemli Bir Kural: 9’dan Fazla Bilgi Yüklemesi Yapmayın

Miller Kanunu hesaplamasına göre insan belleğinin alt sınırı 5 üst sınırı 9 olmak üzere ögeleri hatırlar ve bellekte işler.

Bir arayüzü, elinizdeki tüm bilgileri gruplar halinde kullanacağınız şekilde tasarlamanız gerekir. Çünkü arayüzü tasarlarken elinizdeki ürüne dair bütün bilgileri yüklediğiniz zaman, o arayüzün kullanımını zorlaştırmış olursunuz. Ve kullanıcınıza iletmek istediğiniz “asıl” bilgiyi tam anlamıyla geçiremezsiniz. Bu nedenle Miller Kanunu’nun da belirttiği gibi 7 artı eksi 2 kuralına uygun olacak şekilde arayüz tasarımı yapmalısınız. Oldukça minimal, titiz, fayda odaklı bir tasarıma gitmelisiniz.

Miller Kanunu’nun üzerinde durduğu bir diğer konu ise “Öncelik ve Sonralık Etkisi”dir. Öncelik ve Sonralık Etkisi’ni bir örnekle anlatmak gerekirse; size bir kelime listesi gösterecek olsaydık, listenin başındaki ve sonundaki kelimeleri daha kolay hatırlayabilirdiniz. Yani; kişi baştaki ve sondaki ögeleri, ortadakilerden daha fazla hatırlar ve daha kolay belleğe kaydeder. Bu konu da UX süreçleri için büyük önem taşımaktadır.

Öncelik ve Sonralık Etkisi, bir arayüz deneyiminin başlangıç ve son aşamasını daha mükemmel hale nasıl getirebilirsiniz?, Pozitif özellikleri artırıp negatifleri nasıl pozitife çevirebilirsiniz?, Deneyim ne zaman başlamalı ve bitmeli? sorularını UX tasarımının başında sormanızı sağlar. Gelen cevaplar ise mükemmel bir UX tasarımı için yol gösterici olur.

Miller Kanunu, hayatınızda karmaşık bir yapı varsa ona dahi uygulanabilir. Ulaşabildiğiniz ögelerin miktarını azalttığınızda ve bu ögelerin dizilimini 7 artı eksi 2 kuralına göre yaptığınızda karmaşık yapıyı daha kolay çözülebilir hale getirirsiniz. Böylece neyin ne olduğunu daha kolay hatırlarsınız. Aksi halde ögeler arttığında, zihinsel olarak haritalamak çok zor hale gelir.

Miller Kanunu UX’teki son trendler ışığında önemlidir. Kullanıcı, bir ürün satın almadan önce o ürünü denemek istemektedir. Ve buna ihtiyaç duyar. Eğer kullanıcı, başta mükemmel bir deneyimle karşılaşmadıysa o ürünü almaktan vazgeçecektir. O ürünü satın alacak kullanıcıların, ürünle ilgili her türlü bilgi ve deneyime kolay yoldan ulaşması gerekmektedir. Bu nedenle UX tasarımı planlanmadan önce iyi düşünülmelidir.

Gün içinde çok fazla enformasyona maruz kaldığımız bir çağda yaşıyoruz. Bu nedenle bilgilerin bellekte gruplandırılması ve anlamlandırılması zorlaşıyor. İşte tam da bu noktada bir ürünü kullanıcıya ulaştırma ve o ürüne dair mükemmel bir deneyim yaşatma konusunda bazı ögelerin azaltılması büyük önem taşıyor.

Miller Kanunu bize, insanların bellekte sınırlı miktarda bilgiyi işleyebildiklerini ve sahip olduklarını, aşırı bilgi yüklemesinin performansı önemli ölçüde etkilediği ve dikkat dağıtıcı bir etkiye yol açtığını gösteriyor. Bu nedenle şirketler ya da markalar, müşterilerine ve çalışanlarına çok daha kolay sindirebilecekleri şekilde bilgileri organize etmelidir. Aşırı bilgi yükleme olayının üreten takımlara uygulamanın ortadan kalkması ve üyelerin miktarının azaltması bu konuda olumlu sonuçlar getirecektir.

Show Full Content
Previous Bizim için UX Yapabilir misin?
Next Programatik Reklamcılık (Reklamcılıkta otomasyon) ne demektir?

Comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close

NEXT STORY

Close

Yazılım Nedir?

Haziran 26, 2019
Close