Bu hafta hızla evrim geçiren dijital doğamızda, yoğun olarak karşımıza çıkan ‘ dijital dönüşüm’ söylemi üzerine yoğunlaşmak istiyorum.

Kelime anlamı olarak baktığımızda; ‘Dijital dönüşüm, bilgi teknolojilerinin yoğun kullanımı ile iş süreçlerinin ve bilgilerin hızla, para ve zaman tasarrufu sağlayarak dijital (elektronik) ortama taşınmasıdır’ gibi sade bir anlam taşırken, uygulamaya geçildiğinde oldukça girift sistemlerin birbirleri ile konuşmasını ve istikrarlı bir yaklaşım gerektiren, markalar ve toplumun her kademesinden insan için yakalanması gereken önemli bir global trend olarak karşımıza çıkıyor. Dijital dönüşümü bir kaç teknolojiye indirgemek mümkün değildir ancak web 2.0, endüstri 4.0, mobil, genişbant internet, bulut bilişim, dijital medya, büyük veri, yapay zeka, artırılmış gerçeklik, nesnelerin interneti ve 3B yazıcıların çığır açan etkisi yeni bir dönem başlatmıştır. Ülkemizde ise toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda faydasını ve işlerliğini gördüğümüz örnekler arasında, analog kayıtların dijital ortamda işlenir hale geldiği, daha verimli ve etkin bir organizasyon şemasının oluşmasına ortam sağlayan eğitim, sağlık, sanayi, finans ve perakende gibi alan ve sektörlerde yoğunlaşan e-devlet vb. sistemleri sayabiliriz. Bu tarz sistemlerin ortaya çıkmasını tetikleyen faktör ve motivasyonların başında, tüketici davranışlarının geldiğini görüyoruz.

Değişen ve gelişen müşteri deneyimi, birlikte yaratma arzusu, mobil ve sosyal medyaya geçişin yanı sıra, insanın doğasında ve gelişimin merkezinde yer alan ‘bilmek’ ve ‘merak’ gibi kavramların doğurduğu analitik düşünme ihtiyacını sayabiliriz. Bu ihtiyaçtan doğan yapay zeka, robot teknolojileri, arttırılmış gerçeklik, nanoteknoloji ve yeni enerji gibi kavramlara bir de üssel büyüyen IOT, PAAS, Kişisel Veri Analitiği gibi teknoloji ve platformları eklediğimizde; günümüz dünyasındaki şirketler değişen tüketici ve müşteri davranışları, teknolojinin ilerleme hızı ve artan dijitalleşme ile birlikte iş modellerini, ürünlerini ve hizmetlerini, müşterilerine yaşattıkları deneyimi ve iş yapış şekillerini sorgulamak ve dijital dönüşüme ayak uydurmak zorunda kalıyorlar.

Bu dönüşümün kodlarında yer alan, köklü değişikliklere açık olmak ve değişiklikleri idare edebilmek gibi yetenekler şirketlerin kültürlerinde hızlıca adapte edilirken bir yandan da yeni dijital iş modelleri geliştirmek, büyük veriyi analiz etmek ve değişen müşteri taleplerine cevap vermek gibi yetilerini de tekrardan tasarlamaları gerekiyor. Bu tasarı ve değişiklik sürecinde dikkat edilmesi gereken temel başarısızlık faktörlerinin başında ise odak eksikliği, değişime olan direnç, hız ve süreklilik eksikliği gibi kavramları görüyoruz.

Ülkemizin dijitalleşme indeksinin ortalama %61 seviyesinde olduğu, Singapur, İngiltere, Yeni Zelanda, BAE ve Japonya gibi ülkeler yüksek büyüme ve dijital gelişim gösterirken, yenilik ve gelişime de öncülük ettiği oyunun kurallarının yeniden yazıldığı ve paradigmaların çok kısa sürelerde değiştiği bu dijital ekosistemde bizleri nelerin beklediğini hep birlikte heyecanla bekliyoruz. 2019’da yine kendisinden çokca konuşacağımız ve yeni dünyamızın eksilmez bir parçası haline gelen ‘dijital dönüşüme’ dair takipte kalınması gereken bazı trend öngörülerine de buradan ulaşabilirsiniz.

Başka yazılarda tekrardan görüşmek dileğiyle.

Utku Keser

Show Full Content
No More Stories.
Next En İyi 10 Google Chrome Extensions
Close

NEXT STORY

Close

Oyunlarda Reklam Kullanımı

Nisan 8, 2019
Close