Öğretilen bütün kimlik etiketlerine karşı bir duruş sergileyen “queer” kelimesi özellikle büyük çoğunluğu Z kuşağı olmak üzere insanların kendilerini ifade ettikleri bir kavram olarak karşımıza çıkıyor. Satın aldığımız ürünlerde, sosyal medyada, üyelik formlarında ve daha onlarca alanda yok sayılan queer yaşam aslında markalara hayal bile edemeyecekleri fırsatlar sunuyor. Görebilene…

Queer cinsiyet ayrımının olduğu her yerde kendini gösteriyor. Yani hayatımızın her alanında, cinsiyetimizle ön plana çıktığımız her anımızda “queer” diyor ki; “ben de varım, beni unutuyorsunuz”. Fakat bugün onu unutmak mümkün değil. Çünkü Z kuşağı susmuyor ve kendisinden önceki kuşaklara da susmamaları konusunda ilham veriyor. Kısaca Z kuşağı queer yaşamın hayatın her anına yayılmasına öncülük ediyor. Bu yayılma ciddi bir hız kazanırken bu hıza yetişen markalar “queer” deneyimini pazarlama stratejilerine ve iletişim dillerine doğru entegre ederlerse geleceğin vazgeçilmez markalarından olacak.

“Kullanıcı bazında işleri daha iyi hale getirmek istiyorsanız insanları nasıl etiketlediğinizi anlayabilmeniz gerekiyor” diyen Digital Partners Deneyim ve Tasarım Direktörü Mert Tuna Yılmaz ile “queer” deneyimin markalar tarafından nasıl doğru yorumlanacağını ve pazarlamanın üzerinde nasıl bir güç yarattığını konuştuk.

Z kuşağı cinsiyet kimliği konusunda hassas

  • Bir markanın tüm pazarlama süreçlerinde müşterilerine karşı herhangi bir ayrım yapmadan ve aynı kalitede hizmet sunması gerekiyor. Bu noktada dikkate alınması gereken noktalardan biri de “cinsiyet kimliği” olarak karışımıza çıkıyor. “Cinsiyet kimliği” ile bağlantılı olarak dijital dünyada kullanıcıya “cinsiyet seçimi” yaptırma konusunun, bir markanın satış kanallarından reklam kanallarına hatta tüm yaratıcı çalışmalarına kadar tekrar değerlendirilmesi gerekiyor. Özellikle Z kuşağının bu konuya yaklaşımındaki hassasiyet de göz önünde bulundurularak, oluşturulacak olan stratejilerde daha sağlıklı bir işleyiş hedeflenmeli. Kullanıcıların maruz kaldığı, cevap vermek istemedikleri ya da aslında zaten cevap vermek zorunda olmadıkları bu tarz durumlar yüzünden, markanızın algı, satış ve reklam stratejileri tekrar değerlendirilmeli ve ona göre yeni yollar çizilmeli. Eğer bir marka, geleceğe sağlam adımlarla ilerlemek ve satış – pazarlama anlamında başarı elde edip konumunu korumak istiyorsa “cinsiyet kimliği” konusunu çok iyi yorumlamalı ve bu konuyu tüm süreçlerine adapte edebilmeli.

Daha kapsayıcı olunmalı

  • Sonuç olarak markaların UX ve UI süreçlerini, reklam ve pazarlama çalışmalarını, cinsiyet kimliklerini sınırlayarak ilerletmek yerine, daha kapsayıcı ve konuksever uygulamalar geliştirmek ilk hedef olmalı.

Cinsiyet yelpazesi kadın ve erkeğin ötesinde

  • “Queer” köken olarak “tuhaf ve garip” anlamına geliyor ama günümüzde ataerkillik karşısında birleşen tüm grupları ifade eden çatı bir terim ve genel olarak öğretilen kimlik kategorilerini kabul etmiyor. Cinsiyet kimliği, insanın kendisine atfettiği inanma, hissetme, davranma, arzulama yani kendini var etme biçimi… Kendimizi nasıl algıladığımız ve nasıl görünmek istediğimiz kimliğimizin temelini oluşturuyor. Ve günümüzde cinsiyetin kadın ve erkek olarak kategorize edilmesinden ziyade daha geniş bir yelpazeyi kapsadığı yadsınamaz bir gerçek. Çoğu zaman, uygulamalar, veri tabanları ve kullanıcı ara yüzleri kimlik çeşitliliğini tam olarak desteklemekte yetersiz kalıyor. Bu noktada günümüz pazarlama dünyasında ilerici bakış açılarının ele alınması gerekir.

Z kuşağının yüzde 56’sı kıyafet alırken cinsiyeti önemsemiyor

  • 1960’larden beri Türkiye’de “görünen” popüler kültürde de çokça rastladığımız bir kavram “Queer”. Tabii o zamanlar bu şekilde bilinir bir kavram olarak kendini gösteremiyordu. Bugün Y kuşağının yüzde 46’sı ve Z kuşağının yüzde 56’sı “her zaman” kendi cinsiyeti için tasarlanmış kıyafetler satın almıyor.Y kuşağının yüzde 57’si ve Z kuşağının yüzde 70’i, kamusal alanlarda “toplumsal cinsiyet nötr” tuvaletlere erişim sağlanması gerektiğini düşünüyor. Bu veri aslında moda sektörü başta olmak üzere birçok sektörün “queerleşmesi”nin kanıtı niteliğinde.

Günümüzde de sosyal ağlarda takip edilen ilk 100 kişiden 8’i, Twitter’da en çok takip edilen 10 kişiden 3’ü kendini “queer” olarak tanımlıyor. Kaynak: Queen of Surfing

Queer dostu olmak geleceğe yatırım demek

  • Şartlarını olgunlaştırmaya çalışan bir start up ya da  alanında dev büyük bir marka olun, sonuçta hedefiniz tüketicinizin yaşam boyu değerini artırmak için genç kuşağın özellikle de Z kuşağının dikkatini çekmek olmalı. Bu noktada Z kuşağının bu konudaki kapsamlı bakış açısı da değerlendirildiğinde queer dostu bir kullanıcı deneyimi sağlamak günümüzde geleceğe yatırım yapmak olarak da düşünülmeli.
  • Birinin dâhil edilmesini sağladığınızda, herkes için yer açarsınız. Dijital ortamınızı herkesin dâhil olabileceği bir yere dönüştürürseniz o zaman kullanıcıya her koşulda gerçekten konuksever bir deneyim yaşatmış oluruz.

Queer bir deneyim nasıl mümkün olur?

  • Genelde formlarda cinsiyet seçenekleri bulunuyor. Kullanıcılara cinsiyetlerini, cinsel yönelimlerini veya diğer kişisel bilgilerini soruyorsanız kullanıcılara verilerini nasıl kullanacağınızı söylemelisiniz. Örneğin bir telefon numarası soruyorsanız hangi isimle hitap edilmesini istediklerini sormanız gerekiyor. Bir e-posta adresi sorduğunuzda bu adresle birlikte gelen bir isim alanına sahip olması, bağış topluyorsanız vergi makbuzunda görünmesi gereken ismin ne olacağı, kredi kartı bilgilerini alıyorsanız fatura adının ne olacağı veya bir etkinliğe ev sahipliği yapacaksanız rozetin üzerinde hangi ismin olması gerektiğini mutlaka karşı tarafa sormalısınız.

OLAN

OLMASI GEREKEN

Cinsiyetsiz avatarlar kullanın         

Bir kullanıcının cinsiyet kimliğinin değişmesi gerekiyorsa tüm hesabını yeniden oluşturmaya zorlamak büyük ve iyi bir deneyim değildir ve bir kaynak israfı gibi hissettirir. Bazı insanlar herkese açık olmaz, bazıları internette gizlilik derecesine sahip olabilir. Genelde avatar olarak kullanılan ya da kullanıcı resmi olmadığında kullanılan simgeler cinsiyete göre konumlandırılan simgelerdir. Bunun yerine daha cinsiyetsiz olacak simgeler kullanılmalı. Cinsiyet ve cinsellik hakkındaki toplumsal cinsiyet terimlerinin ve fikirlerinin doğrudan bir çeviriye sahip olmaları gerekmez. Görselde vereceğiniz mesajı herkes kendine göre algılayabilmeli. Görsel, cinsiyet bağımsız hazırlanmalı.

Menü Kategorizasyonu

  • Alışveriş alışkanlıklarına, dolayısıyla satış yapmayı hedeflediğiniz dijital ortamınıza “queer” kategorisini eklemek de hiç şüphesiz yapılacak yenilikçi ve faydalı adımlardan olacak.
  • Tüm bunların dışında, günlük hayatınızda ve pazarlama süreçlerinizde cinsiyet-nötr terimleri kullanmaya özen gösterin. Queer dostu bir web siteniz olduğunda, topluluğun onu bulmasını sağlamak istersiniz. Bir web sitesinin SEO backlink profilini çeşitlendirmek ve geliştirmek için queer dostu web siteleriyle ve bloglarla ortaklıklar kurmanız, erişim açısından sizleri yukarıya taşır.

Tekil cinsiyete yönelik ürün gamı olmayan görseller tercih edildi

  • Digital Partners olarak “queer” deneyimini ölçmek için bir web sitesi hazırladık. Sitede hiçbir cinsiyet kategorisi  kullanılmayıp, reklam çalışmalarında da tekil cinsiyete yönelik ürün gamı olmayan görseller tercih edildi. Queer olabilecek datayı öğrenebilmek için de üyelik formunda “Belirtmek istemiyorum.” seçeneği kullanıldı ve reklam hedeflemesi 18-55 yaş aralığındaki herkese yapıldı. 1 haftalık reklam hedeflemesinden sonra elde edilen sonuçla ziyaretçilerin yüzde 54’ünün “queer” alışveriş anlayışına sahip olduğu ortaya çıktı.

Hedef Kitlenin İllere Göre Dağılımı

Cinsiyet konusuna dengeli yaklaşan markalar daha değerli

  • Tüm verilerin satın alma kararındaki etkilerine bakıldığında; Türkiye’de bazı kategorilerde fark olmakla birlikte satın alma kararlarının çoğunun erkekler ve kadınlar tarafından ortaklaşa alındığının ve hedeflemenin bir cinsiyeti olması gerekmediğini görüyoruz. Yine Kantar’ın 2017-2018 arasında birden fazla kategorideki analizlere bakıldığında cinsiyet konusuna daha dengeli yaklaşan markalar, erkek ya da kadınlara ağırlık veren markalara kıyasla 9 milyar dolar daha fazla değerli.
  • Araştırmacılar ve UX Designer’lar olarak bizler problem çözücüyüz. Bizim amacımız kullanıcı bazında işleri daha iyi hale getirmek. Bunu yapabilmenin özü insanları nasıl etkilediğini anlayabilmekten geçiyor. Çünkü kullanıcı merkezli tasarım, müşterinin veya tasarımcının varsayımları yerine kullanıcının ihtiyaçları doğrultusunda tasarlanması gerekiyor. Umarım bu anlattığımız deneyimler sadece dijital çatısı altında kalmaktan çıkar ve tüm hayat deneyimimize entegre olur. İşte asıl bu noktada ivme kazanıp ayaklarımızın yerden kesileceğine inancımız tam.
Show Full Content
Previous Pazarlama Otomasyonları 2020’de Stratejinizi Derinden Etkileyecek
This is the most recent story.

Comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close

NEXT STORY

Close

En Popüler Sosyal Ağlar

Mart 28, 2019
Close